Türkiye’nin jeopolitik konumu, pek çok işbirliği projesi için bir çekim alanı oluşturabilecek potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin bölgesel ve küresel bir müessiriyete dönüştürülebilmesi, uluslararası siyasi ve ekonomik ilişkilerde ve güvenlik ilişkilerinde jeopolitiğin akıllıca kullanılmasına bağlıdır. Öte yandan soğuk savaş sonrası dönemin getirdiği dinamik konjonktür, çok alternatifli bir dış politika geliştirmek için uygun bir ortam oluşturmuştur. Askeri ittifakların ve blokların, uluslararası ilişkilerin belirleyici unsuru olma niteliği önemli ölçüde azalmış ve işbirliği projeleri devletlerarası ilişkilerin yaygın bir aracı haline gelmeye başlamıştır. Bu yeni ortamda Türkiye’nin de güç merkezleri ile ilişkilerini alternatifli, esnek ve çok eksenli olarak yeniden düzenlemesi ve oluşturması gerekmektedir. Partimiz, Türkiye’nin tarihine ve coğrafi konumuna yaraşır, önyargılardan ve saplantılardan arınmış, karşılıklı çıkar ilişkilerine dayalı, gerçekçi bir dış politika izleyecektir. Başka ülkelerin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygılı olan Türkiye, öteki ülkelerin ve uluslararası kuruluşların da, kendi toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygılı olmalarını hak olarak görmektedir. Partimiz, değişen bölgesel ve küresel gerçekler karşısında, Türkiye’nin dış politika önceliklerini yeniden tanımlaması ve bu gerçekler ile ulusal çıkarları arasında yeni bir denge oluşturması gerektiği inancındadır. Bu bağlamda partimiz; * Türkiye’nin dış politikasını uzun vadeli bir perspektifle, yeni dinamiklere dayanan bölgesel ve küresel konjonktürle uyumlu hale getirecektir. * Dış politikada karar verme ve uygulama sürecinin, sadece bürokrasinin katılımıyla yürütülmesinin yetersiz kaldığı görüşündedir. Bu tür kararlara parlamentonun ve toplumun çeşitli kesimlerinin katılımı sağlanarak Türkiye’nin dış politikadaki etkisi ve gücünün artacağına inanmaktadır. * Uluslararası ilişkilerde stratejik çalışmaların, senaryo (daha fazla…)
AK PARTİ DIŞ POLİTİKA PARTİ PROGRAMI
Türk dıs politikasında artık gri tonlar da var
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, eksen kayması tartışmalarına son noktayı koydu: Dış politikada artık sadece siyah-beyaz yok. Gri tonlar var. Türkiye’nin bazı konularda farklı görüşleri var. Bu Batı’dan kopuş değil. Zamanla tutumumuzun daha stratejik ve ahlaklı olduğu görülecek. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Washington ile Ankara’nın bazı konularda görüş farklılıkları olduğunu belirterek, ‘ABD ile talep ve talebe dayalı cevap şeklinde değil, iki müttefik olarak konuşuyoruz’ dedi. Davutoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta Beyaz Saray’a yaptığı ziyaretin ardından iki ülke ilişkilerinde gelinen noktayı ve eksen kayması tartışmalarını değerlendirdi. Türk Amerikan ilişkilerinin yeni bir yapıya kavuşup ve doğal seyrine oturduğuna dikkat çeken Davutoğlu’nun önemli konularda mesajları şöyle:
TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİ:
Daha önce öyle bir ilişki vardı ki, hep ABD talep eder, Türkiye köşeye sıkışır sanılıyordu. ‘Evet’ dersek bir bedeli, ‘hayır’ dersek başka beden öderiz sanılıyordu. Ama şimdi artık bu değişti. Talep ve talebe dayalı cevap şeklinde değil, iki müttefik olarak konuşuyoruz. Bu hissi olarak anti-Amerikanizm de değildir. Beyaz Saray’da Türkiye-Ermeni ilişkilerinin normalleşmesi, Kafkasya, İran, Irak’taki dönüşüm, Kıbrıs, Ortadoğu Barış Süreci gibi konular konuşuldu. Bunların hepsinde büyük ölçüde ortak payda var. Beyaz Saray’da son derece sağlıklı bir görüşme ortamı vardı. Tabii ki birisi süper güç, yüzde yüz eşitler arasında diyemeyiz ama, ortak meseleleri paylaşım hakimdi. Mesela Türkiye kadar Irak’ta hakim kaç ülke var? Türkiye eğer Sünni gruplarla ilişkileri kesmiş olsaydı, böyle olmazdı.
”KIBRIS MİLLİ DAVAMIZDIR” DEDİK

‘Kıbrıs milli davamızdır’ dedik ve bu sözümüzün gereğinide yerine getirdik. KKTC , AK Parti iktidarı ile yeni duble yollara, yeni öğrenci yurtlarına ,hastahane ve sağlık tesislerine kavuştu.
Susuz köylere su, yolsuz köylere yol yaptık.Kıbrıs davasına yönelik haklılığımızı tüm dünyaya benimsettik.Türkiye artık masadan kaçan değil KKTC halkının meşru hakları için bastıran taraf.
AK Parti iktidarının Kıbrıs politikası sayesinde milliyetçiliğin söylemle değil eylemle , konuşarak değil çalışarak yapıldığını herkes gördü
AB ile müzakerelere başladık
MÜZAKEREYE RESMEN BAŞLADIKAvrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki tam üyelik müzakereleri, Belçika’nın başkenti Brüksel’de resmen başladı. Türkiye-AB katılım müzakereleri kapsamında bilim ve teknoloji başlığındaki ilk tarama toplantısı yapıldı. Brüksel’deki toplantıda AB’yi Genişleme Genel Müdürlüğü’nden Pierre Mirel ve Fabrizio Barbaso temsil ederken, Türkiye heyetine AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Oğuz Demiralp başkanlık etti.
HIRVATİSTAN DA MASADA
Dışişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Bilim ve Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK), Atom Enerjisi Kurumu ve Sanayi Bakanlığı temsilcilerinden oluşan 30 kişilik Türk ekibinin yanı sıra Hırvatistan heyeti de katıldı. AB yetkilileri, Türk heyetine birliğin bilim ve araştırma politikalarını anlatıp tarama süreciyle ilgili bilgi verdi. 14 Kasım’daki ayrıntılı tarama toplantısında Türkiye’nin bilim ve araştırmayla ilgili yasaları, AB müktesebatıyla karşılaştırılacak. Bilim ve teknoloji alanında AB ile ortak hareket etmeye 2002-2006′da 6′ncı Çerçeve Programı’yla başlayan Türkiye, 2007-2013 dönemini kapsayacak 7′nci programda yer almak için görüşmelerini sürdürüyor.
47 yıl aradan sonra BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği
Türkiye, Batı Avrupa bölgesinden aday olduğu 2009-2010 BM Güvenlik Konseyi (BMGK) geçici üyeliği seçimlerinde, Batı Avrupa grubunda 1. turda üçte iki çoğunluğu alarak 151 oyla BMGK’nin üyesi oldu.
Türkiye, 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren BMGK’nin yeni üyesi olarak görev yapacak.
Türkiye, Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine adaylığını 21 Temmuz 2003 tarihinde açıklamıştı.
BM Güvenlik Konseyinde 1951-1952, 1954-1955 dönemlerinde ve son olarak da 1961 yılında Polonya ile paylaştığı bir yıllık yarı dönemde yer alan Türkiye, 47 yıldır konseyde temsil edilmiyordu.
EN FAZLA OYU ALDI
Türkiye, Batı Avrupa bölgesinden aday olduğu 2009-2010 BM Güvenlik Konseyi (BMGK) geçici üyeliğine, grubunda en fazla oyu alarak seçildi.
Türkiye, 192 ülkenin oy kullandığı 1. tur seçimlerde gerekli olan üçte iki çoğunluk olan 128 oyun çok üzerinde, 151 oyla BMGK üyesi oldu
ERDOĞAN: “5 YILLIK ÇABANIN ÜRÜNÜ”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesinin, Türkiye’nin uluslararası politikada artan ağırlığının bir sonucu ve uluslararası toplumun Türkiye’ye olan itimadının da bir göstergesi olduğunu söyledi.
Bu neticenin arkasında 5 yıldır yürütülen diplomatik çabaların, Türkiye’nin barış ve istikrara katkılarının çok büyük etkisi olduğuna inandığını dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin seçimlerde aday ülke olan Avusturya ve İzlanda karşısında birinci turda en yüksek oyla seçimi kazandığına işaret etti. Erdoğan, ”Tabii bu da seçimin neticesini bizim açımızdan taçladıran bir durum oldu. Şimdi önümüzde çok daha etkin, aktif, küresel rol üstlenme fırsatı bulunmaktadır. Ülkemize, milletimize ve uluslararası camiaya hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi.